Washington Postun Editör Yardımcısı Diehl Türkiye ile İran arasında hayati bir güç testinin yaşandığını Türkiyenin Suriye ve Irakta Sünni partileri ile Iraklı Kürt Yönetimini desteklediğini Türkiyenin iddialı özgüveninin Iraklı Sünnileri ve Kürtlerin mini devletlere dönüşmeyi düşünmelerine yol açtığını öne sürdü.
Suriye krizi ve bunun bölge için anlamı ve olası etkileri Amerikan basınının önde gelen kalemlerini meşgul etmeyi sürdürüyor. Washington Postun Editör Yardımcısı Jackson Diehl Türkiye ile İran arasında hayati bir güç testi yaşandığını Türkiyenin Suriye ve Irakta Sünni partileri ile Iraklı Kürt Yönetimini desteklediğini Türkiyenin özgüveninin Iraklı Sünnileri ve Kürtlerin mini devletlere dönüşmeyi düşünmelerine yol açtığını da öne sürdü. Bu arada WPun diğer bir köşe yazarı Charles Krauthammer de Batının Esad rejimini bitirmesi için eşsiz bir fırsat bulunduğunu savunurken bunun için Türkiye üzerinden direnişe yardım akıtılmasını önerdi.
Washingtonun post tanınmış yazarı Jackson Diehl Suriye sorununun Ortadoğu tarihinin en karmaşık güç mücadelelerinden birine dönüştüğünü Suriyede yaşanan dramın artık bir mezhep çatışması oluşturduğunu Sünniler ile Şiiler Türkiye ile İran arasında hayati bir güç testini Filistinliler Kürtler ve Irakın Şii hükümeti için de var olma krizlerini tetiklediği yorumunu yaptı.
ERDOĞAN Yükselen BİR GÜCÜN HIRSLI LİDERİ
Körfez ülkelerin İrana karşı en iyi müttefikinin ABD değil Suriye Özgür ordusunu açıkça destekleyen Türk hükümetinin olduğunu da öne süren Diehl şu iddialara yer verdi:
Erdoğan da Esadın zorbalığının kendisini öfkelendirdiğini savunuyor. Ama Sünni bir İslami ve Yükselen bir gücün çok hırslı bir lideri olarak Türkiyenin Osmanlı İmparatorluğunun eski doğu illerinde başlıca etkin faktörü olarak İranın yerini alması için bir stratejik fırsatı algılıyor. Suriye içerisinde Türkiye Sünni Müslüman Kardeşlerini dürtüyor komşu Irakta da Türkiyenin Sünni partileri ve Kürdistan özerk bölgesine desteği de giderek daha açıkça görünüyor.
Diehl Ankara ile Irak Başbakanı Nuri El Maliki arasındaki atışmaya da değindiği yorumunda Türkiyenin iddialı özgüveninin Iraklı Sünniler ve Kürtlerin kendi bölgelerini mini devletlere dönüştürüp dönüştürmeme üzerinde düşünmeye ittiğini böyle bir adımın Suriyenin Sünni iktidara yönelmesi halinde daha da gerçekleşebilir gibi göründüğü görüşünü de dile getirdi.
HAMAS ÜZERİNDEKİ YABANCI HAMİLİLİK TÜRKİYEYE KAYABİLİR
Gazzedeki Hamasın da kendi Suriye krizini yaşadığına işaret eden Diehl Hamas üzerindeki yabancı hamililiğin Erdoğanın yönetiminde Türkiyeye Mısırdaki Müslüman Kardeşlerine veya Ürdüne bile kayabileceği değerlendirmesinde bulunduğu yorumunda İsrailin ise en büyük düşmanları olan İran Hamas ve Esadın nasıl güçlerinin kaybettiklerini memnuniyet ile izleyebildiğini de yazdı.
İSRAİL VE TÜRKİYE İÇİN SORUN ESAD ÇABUK GİDEMEYECEĞİDİR
Jackson Diehl bunun ardından İsrail ve Türkiye için olası bölgesel galipler için sorun Esad çabuk gidemeyeceğidir dediği yorumunda Esadın düşmeyebileceğini belirterek O zaman ne olur? Genişleyen ve derinleşen ve sonucu BM Güvenlik Konseyinin kontrolünün çok ötesinde olan bir Suriye savaşını görebiliriz sözlerini de kullandı.
KRAUTHAMMERİN YORUMU
Washington Postin diğer tanınmış köşe yazarı Charles Krauthammer de Suriye sorununu irdelediği yorumunda Berlin Duvarının yıkılmasının sadece Doğu Avrupanın Moskovadan kurtulması değil aynı zamanda Sovyetler Birliğinin çöküşünün de habercisi olduğunu belirterek Esadın düşüşünün de İran için o kadar kötü olabileceğini öne sürdü.
Esada karşı tutum sadece Sünni Araplar değil Türkiyenin de aldığını kaydeden gazete kararlı biçimde Esadın karşısına geçen Türkiyenin Osmanlı günleri gibi Sünni Arapların hamisi ve hakimi olarak etkinliğini genişletme fırsatını gördüğünü iddia etti. Bölgedeki durumunun Batının Esadın işini bitirmek için eşsiz bir fırsat sunduğunu öne süren yazar şöyle devam etti:
Nasıl? İlk olarak petrol ötesinde tam bir silah ambargosu dahil Suriyeye tam bir boykot. İkincisi (hem ayaklanan milislere hem siyasi muhalefete sığınak sağlayan Türkiye üzerinden veya doğrudan gizlici Suriyenin içine) direnişe yardım akıtılmasıdır. Üçüncüsü de Esad rejiminin ortadan kaldırılması çağrısında bulunan bir Güvenlik Konseyi kararı. Esadın son büyük dış müttefiki olan Rusya ya kararı kabul etmeye ya da vetosu ile Arap devletlerinin öfkesine maruz kalmaya zorlanmalı.
